sosyal-paylasim twitter sosyal-paylasim facebook

Hoca Mesud (Mesud Bin Ahmed)

Türk tercüme edebiyatında önemli bir yeri olan Hoca Mesud hakkında tezkirelerde fazla bilgi yoktur. Hoca Mesud’un nereli olduğu, eserlerini kime sunduğu da belli değildir.

Türk edebiyatında Ahmed-i Yesevî’den sonra XIV. yüzyıla gelinceye kadar “hoca” lakabı ile anılan ikinci şairdir. Eserlerinden Arapça ve Farsçayı iyi bildiği anlaşılan şairin hoca olarak anılması, iyi bir eğitim gördüğünün ve devrindeki ilimlere vâkıf bulunduğunun bir kanıtı olmalıdır. Şeyhoğlu Mustafa, Kabus-nâme tercümesinde şairi bu lakabdan başka “emlehu’ş-şuarâ” ve “efsahu’ş-şuarâ” gibi lakablarla da anmaktadır. Ayrıca Kenzü’l-Küberâ adlı eserinde “hoca” lakabını anarak, bazı beyitlerine yer vermiştir.

Hoca Mesud, diğer bazı şairlerde ve yazarlarda görüldüğü gibi eserlerini bir bey veya saraya yakın birinin ya da bir yakınının teşviki ile yazmamıştır. Süheyl ü Nevbahâr’ı yazdığı zaman ihtiyarlık döneminde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Hoca Mesud’un Edebî Kişiliği ve Eserleri

Edebî Kişiliği: Hoca Mesud, aldığı eğitim ve tecrübeleri gereği şiir sanatının sırlarını ve nazım tekniğini bilen, dil bilinci ve Türkçe sevgisi ile eserler yazan bir şairdir. Özellikle tercüme metodu açısından sağlam bir görüşü vardır. O, Türkçeye tercüme ettiği eserlerinin kelime kelime karşılıklarını vermemiş, okuyup anladığını yazmıştır. Bu durum, Türkçe söyleme ve yazmasında bir tabiîlik sağladığı gibi, çevrilen esere de zenginlik katmıştır.

Türkçe, bu şair ile birlikte zengin ve geniş anlatım özelliği kazanarak tercümeden çok telife yönelmiştir. Bu yönüyle bir çığır açan Hoca Mesud, tercüme ettiği eserlere, Türkçeden yeni şeyler katmış, yabancı bir dilin karşısına kendi dilini öne çıkarmak için büyük gayret göstermiştir. Bu durum XVI. yüzyıl tezkirecilerinden Âşık Çelebi’nin de dikkatini çekmiştir. Âşık Çelebi Süheyl ü Nevbahâr için, “Farsçadan çevrilmişti, ancak bazı ma‘nîler bulmuştur” diyerek şairin bu gayretine vurgu yapmıştır.

Türkçenin gelişmesi için çalışan Hoca Mesud, dilin eksik taraflarını bilen şairdir. Türkçeyi Arapça ve Farsça ile kıyaslayan ve bu dillere göre Türkçede bir anlatım kıtlığı olduğunu gören Hoca Mesud, Türkçenin Arapça ve Farsça gibi bir dil olmadığından, özellikle vezin ve vezinle ilgili hususlardan, uzun ünlü bulunmayan Türkçeyi aruza uydurmadaki zorluktan yakınır. Hoca Mesud’un Farsça kelimeler yerine Türkçelerini kullanma düşüncesi, daha sonra Şeyhoğlu Mustafa tarafından devam ettirilmiştir. Hoca Mesud sadece Süheyl ü Nevbahâr’da değil Ferheng-nâme-i Sa‘dî adlı eserinde de aynı düşüncelerden hareket eder. Bu eserde kullanılan kelimelerin % 70,5 gibi bir kısmı Türkçedir. Geriye kalan kelimeler ise Arapça, Farsça, Sanskritçe ve Rumcadan alınmıştır.

Eserleri: Hoca Mesud’un Farsçadan tercüme edilmiş iki mesnevisi vardır. 1. Süheyl ü Nevbahâr (Kenzü’l-Bedâyi‘): Hoca Mesud’un yeğeni İzzeddin Ahmet ile ortak olarak Farsçadan Türkçeye çevirdiği bir eserdir. Fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl vezni ile yazılan ve 5703 beyit olan eserin ilk bin beytini Hoca Mesud’un tavsiyesi ile yeğeni İzzeddin Ahmet tercüme etmiş, geri kalan 4703 beytini de Hoca Mesud kendisi çevirmiştir. Ancak eserin başında yer alan tevhid, münacat, na’t, medh-i çâr yâr, hikmet ve nasihatten başka telif sebebini anlatan kısım ile hatime kısmı Hoca Mesud tarafından yazılmıştır. Süheyl ü Nevbahâr, Farsçadan tercüme edilmesine rağmen Fars edebiyatında bu isimde bir eser bilinmemektedir. Eserde, Yemen padişahı Bahr’ın oğlu Süheyl ile Çin fağfurunun kızı Nevbahâr arasındaki aşk anlatılmaktadır. Hoca Mesud, eserindeki anlatım durgunluğunu ve monotonluğu gidermek için yer yer gazeller de yazmıştır. İlk örneği Şeyyâd Hamza’nın Yûsuf u Zelîhâ’sında görülen ve daha sonraki mesnevilerde devam eden kahramanların ağzından gazel yazma geleneği, bu eserde de karşımıza çıkar. Anlatımda akıcılık sağlayan bu gazellerin sayısı on beşi bulmaktadır. Bunların on biri Süheyl, diğer dördü de Nevbahâr tarafından söylenmiştir. Eserde bulunan gazellerin vezinleri mesnevinin vezninden farklıdır.

Hoca Mesud’un eserinde teşbihten leff ü neşre, akisten irsal-i mesele kadar pek çok sanat, özellikle cinaslı kullanışlar bulunması ve eserine Kenzü’l-Bedâyi (=güzellikler hazinesi) adını vermesi, onun zevk sahibi iyi bir şair olduğunu gösterir. Eser üzerinde çalışan Cem Dilçin, Süheyl ü Nevbahâr’ın tam metnini verdiği gibi, ayrıca çok geniş bir inceleme yaparak eserin sözlüğünü de yayımlamıştır (1991). 2. Ferheng-nâme-i Sa‘dî: Şirazlı Sa’dî’nin Bostân adlı eserinden seçilmiş beyitlerin manzum tercümesi olan bir mesnevidir. Süheyl ü Nevbahâr gibi fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl vezni ile yazılmıştır. Hoca Mesud, 4184 beyit olan Bostân’ın 1073 beytini seçerek Türkçeye çevirmiştir.

Hoca Mesud, Bostân’da olduğu gibi öğüt yanı ağır basan bu eserinde, insanî değerler üzerinde durmuştur. Yaptığı seçmelerinde keyfî davranmış, ancak Bostân’ın bölümlerindeki sırayı bozmadığı gibi, onlara uygun konu başlıkları da vermiştir. Ele aldığı konuya göre yer yer Sa’dî gibi hikâyeler anlatmış, kıssadan hisse şeklinde öğütlerde bulunmuştur. Bunun yanında kendisi bazı beyitler de eklediği eserinin sonunda bir de münacata yer vermiştir.