sosyal-paylasim twitter sosyal-paylasim facebook

Ağzıkarahan'ın Ünlü Lokumu ve Tarihi Özellikleri

Kervansaraylar 10. yüzyıldan beri kullanılmaktadır. Ortaçağ Selçuklu döneminde Türkiye genelinde ticaret anlamıyla han ya da kervansaray olarak bilinen konaklama yerlerinde deve sürüleriyle gelen tüccarlar kalırdı. Bu yapılarda da tüccarlar için konaklama ve develer için ahır yerleri yaptırıldı. Kervansaraylar ilk olarak Gazneliler ve Büyük Selçuklu Devleti'nin zamanlarında Orta Asya'da görüldü. Onlar, Ribat olarak adlandırdıkları kaleler inşa etti. Daha önce askeri amaçlı olarak inşa edilmiş bu küçük binalar, daha sonra geliştirildi ve büyük binalar şekline büründü. Hem yolcular için misafirhane olarak kullanılmış olan hanlar hem de dini amaçlar için kullanılan bir yer haline geldi.

iStock_000031629264Medium

Ticaret yollarının güvenliği devletler tarafından sağlanmalıydı. Bu nedenle özellikle Selçuklu Sultanları II. Kılıçarslan ve I. Alaaddin Keykubat dönemlerinde, bu binaların inşası arttı. Bu dönemde, yerli ve yabancı esnaf zenginleşti. Bu şekilde, zaten ekonomik olarak güçlü olan Selçuklular, siyasi olarak da çok güçlü oldu.

Kervansaraylarda, yabancıların yanı sıra yerli tüccarlar da üç gün boyunca konaklayabiliyorlardı. Onların ayakkabıları tamir edilirdi veya fakirlere de yeni ayakkabı verilirdi. Atların ve deve gibi hayvanların da ihtiyaçları karşılanırdı. İnsanların kendi dinlerini uygulamaları için avluların merkezinde - Köşk Mescid – adı alan küçük bir cami bulunurdu. Ağzıkarahan da bu köşk mescit o günkü gibi ayakta durmaktadır. Köşk mescit birbirine bağlanmış olan 4 ayak üzerinde durur ve mescide iki merdiven ile çıkılır. Mescidin merdivenleri üçgenlerin üç boyutlu şekilde yer aldığı İslam süsleme sanatıyla bezenmiştir. Ağzıkarahan da olduğu gibi genellikle avlunun merkezinde bulunan köşk Mescit, kervansarayların en önemli parçasıydı. Bu camiler kemerli bir kaide üzerine inşa edilirdi.

Avlular, normalde yatak odası, depo, hamam ve banyolar ile çevrilidir. Mumlar ve lambalar ışık için kullanıldığında ise mangallar veya ihaleler yerleri ısıtmak için kullanılırdı. Tüm hizmetler kervansaraylar çalışan insanlar tarafından sağlanırdı, örneğin, doktor, imam, depo görevlisi, veteriner, atlı haberci, nalbant ve aşçı. Kervansarayın yapımında Kapadokya bölgesinde bulunan volkanik kesme taş kullanılmıştır. Savunma amaçlı, kendi duvarları kale duvarları gibi inşa edildi. Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerinden bazıları Taç Kapı olarak adlandırılan Ağzıkarahan’ın girişlerinde görülebilir. Ejderha, aslan ve bitkisel motifler en sık kullanılanlar olmasına rağmen, Kapadokya'da geometrik tasarımlar genellikle tercih edildi ve kapılar demirden yapıldı.

İpek yolunun üzerinde bulunan kervansaray kale gibi göründüğü için savunma amaçlı da kullanılmıştır. Bu yapı güneyden kuzeye doğudan batıya özellikle de Aksaray ve Kayseri arasında bir kavşak oldu. Kapadokya bölgesinde Ağzıkarahan ve daha birçok kervansarayın en güzel örnekleri görmek mümkündür. Avanos Aksaray ve Sarıhan Aksaray'da Sultan hanı, Ağzıkarahan en önemli hanlardır.

Aksaray Nevşehir güzergahı üzerinde bulunan sonraki kervansaray, Nevşehir yolundan 15 km dışında, o yer alan Ağzıkarahan Köyü bulunur. Bu alternatif bir şeklinde, kurucusunun Hoca Mesud olduğu ve hanın adının Hoca Mesud Kervansarayı olduğu bilinir. İki yazıtlarının ilk inşaat Hoca Mesud bin Abdullah adında zengin bir tüccar tarafından 1231 yılında başlatılan ve salonun I. Alaaddin Keykubat tarafından ve avlusu da oğlu 2. Gıyasettin Key Hüsrevin hükümdarlığı sırasında inşa edilmiştir.
Burası kervansarayıyla ünlü olduğu gibi lokumları ile de ünlüdür. Birçok çeşit lokumun birbirinden güzel şekillerde sunulduğu lokumları hem kendi damak zevkiniz için hem de sevdiklerinize bu diyarlardan bir tat sunmak için aracı kılabilirsiniz. Ağzıkarahan lokumları olarak anılan ünlü lokumlara ise seçkin mağazalardan ulaşmanız mümkündür.