sosyal-paylasim twitter sosyal-paylasim facebook

Ağzıkarahan

iStock_000035620646Medium

Aksaray’ın etrafı Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Ankara ve Konya ile çevrilidir. Ağzıkarahan köyü ise Aksaray- Nevşehir karayolunun 15. Km sindedir. Türkiye’nin tuz tüketiminin tamamını karşılayan Tuz Gölü Aksaray ilinin güneydoğusunda yer alır. Ağzıkarahan köyü etrafında olan eski volkanik dağların lavlarının oluşturduğu plato ve ovalarla çevrilirdir. Bu bölgenin genel adı Kapadokya Bölgesidir. M.Ö. 8 binden beri iskan edilmektedir. Zamanla köyün nüfusunda değişmeler gözlemlenmektedir. Günümüze gelen bu sürede farklı medeniyetleri ağırlamış olan bu köy Ağzıkarahan kervanıyla önem kazanmıştır. Önemli ticaret ve kervan yollarında olmasından dolayı Selçuklu ve Osmanlı Devletine ev sahipliği yapmıştır.


Ağzıkarahan ismi eski dönemlerde hattatların yazdıkları yazılarda yapılan yanlışları parmaklarını ağızlarına götürüp yalayarak düzeltmelerinden dolayı “ağzıkara” denilirdi. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa hattatların isyanında şehit edildiğinden dolayı da Tarih bu ölümü gerçekleştirenleri “karaağızlılar” şeklinde nitelendirdi. Bu isimlerden yola çıkılarak Ağzıkarahan ismi bu köye verildiği rivayet edilir.
Kervansaray kervanların ticaret yolları üzerinde konakladıkları yer olarak bilinir. Bu yapılar devlet veya hayırsever kişiler tarafından kurulan bu dayanıklı binalarda kervanın ihtiyaçları belirli bir ücret karşılığı alınmadan gerçekleştirilir. Bu dayanıklı yapılar şehir içindeyse han olarak adlandırılırlar. Ağzıkarahan Kervansarayına 1231 yılında Alaeddin Keykubat tarafından başlanmış, 1239 yılında Gıyaseddin Keyhüsrey tarafından tamamlanmıştır. Bu han Selçuklu Döneminin özelliklerini ve süslemelerini taşımaktadır. Bu han yüksek duvarlara ve kulelere sahip olduğu için birçok kişi bu hanı bir kaleye benzetmektedir. Bunun nedeni ise İpek yolu üzerinde bulunan bu hanın güvenliğinin daha iyi olduğunu göstermesi içindir. Hamamı, çeşmeleri, gözetme kuleleri, yazlık ve kışlık yerleri olan bu han dönemin eksiksiz hanlarından birisiydi. Bu kervansaray açık ve kapalı alanlara sahip olduğu gibi açık kısmın ortasında da bir köşk bulundururdu. Bu köşk mescidi ile sultan hanını andırırdı. Birçok asker bu hana sığınır ve konaklardı.


Ağzıkarahan Kervansarayı 10. Yüzyılda inşa edilmiştir ve o günden beri kullanılmıştır. Her kervansaray içinde kendi hayvanların konaklama yeri de olduğu ahırlar bulunduğu için tüccarlar rahatça konaklardı. Tüm diğer olanakların sağlandığı binalarda aynı zamanda dini hizmetler için küçük bir cami bulunurdu.
Selçuklu sultanları Kılıçaslan II ve I. Alaeddin Keykubat döneminde, bu tip binaların inşaat arttı. Tüm uluslardan tüccarlar gelirdi ve üç gece kadar yiyecek ve içecek ve tüm ihtiyaçları ücretsiz şekilde kervansaraylarda karşılanırdı. Onlar kendi ayakkabılarını tamir eder ya da ettirirdi. Yeni ayakkabılar da yoksullara verilirdi. Eğer hasta olan kişiler olursa tedavisinin sağlanması için olanak sağlanırdı. Tüccarlar soyulur ya da eşyaları kaybolursa esnaf kayıpları devlet tarafından tazmin edilirdi. Bu durum dünyada ilk sigorta sisteminin doğmasına yol açmıştır.


Buranın iklim şartları da tüccarları zorlamayacak şekildeydi. Bu nedenle burada konaklayarak rahatça dinlenebiliyorlardı. Bölgenin yıllık sıcaklık ortalaması 10 derecedir ve oldukça yağış alan verimli topraklarsa sahiptir. En sıcak döneminde bile 22 derece olan sıcaklıklar zengin tüccarların İpek Yolu üzerinde ferahça konaklamasına olanak sağlardı.


Selçuklu zamanından bugüne kadar atakta kalan kervansaray restore edilmeye başlanmış olsa da yarım bırakılmıştır. Halen iyi durumda olan yapısı nedeniyle ya da maddi imkanlar nedeniyle restorasyon çalışmalarının yarıda bırakıldığı tahmin edilmektedir. Bölge Aksaray sınırları içinde bulunur. Ulaşım bakımından oldukça işlek olan karayolundan seyir keyfi ile rahatça ulaşılır. Nevşehir bölgesine kadar daha birçok kervansaray ülkemiz topraklarında yeri almıştır.


Buranın bir diğer özelliği ise lokumlarının çok lezzetli olmasıdır. Halk kültüründen ayrılmış olarak lokumlar birçok çeşitte yapılır. Buraya gelen ziyaretçilerin mutlaka tatması gereken bu lezzet kısa zamanda kişilerin sevdiklerine hediye getirdikleri lokum geleneği halini almıştır.